Nov 20, 2012

TASARIM BİR İŞ YAPMA BİÇİMİDİR

Yakın zamana kadar tasarım demek sıra dışı bir biçim ya da kozmetik bir dokunuş demekti. Bugün geldiğimiz noktada ise tasarım bundan çok daha derin bir anlama kavuşmuş durumda. Bugün artık tasarım sadece görüntüyle, biçimle ilgili “kozmetik” bir ayrıntı değil, hayatı daha zevkli, işlevsel ve kullanışlı kılan bir “akıl” olarak tanımlanıyor. Tasarım, daha yaşanır bir dünya için insani çözümler üreten; sadece nesnelerle değil, hayatın tamamıyla ilgili bir “bakış açısıdır”. Tasarım, biçimle işlev, zevkle ihtiyaç, teknolojiyle kaynaklar arasında estetik, anlamlı ve akıllı bağlar kuran bir "düşünce ve iş yapma biçimidir". (Tasarıma Sadece Zenginler mi Para Verir?) (Tasarım Bir Dünya Görüşü, Bir Duruştur) Daniel Pink tasarlamanın sağ ve sol beyni bir araya getiren, “yarar ve anlamı” birleştiren bütüncül bir anlayış olduğunu söyler. Pink’e göre tasarımın esas amacı “dünyayı değiştirmektir”. Bu yüzden, tasarımı bir iş değil, bir felsefe gibi görmek gerekir. Tasarım, “dünyanın daha iyi bir yer olması için" çaba harcar. Amerikalı endüstriyel tasarımcı Mark Dziersk “Tasarım odaklı düşünce, bir metodoloji, bir problem çözme tekniğidir.” der. Gerçekten de tasarım, birbirinden bütünüyle farklı olan şeyleri bir araya getirmeyi akıl eden, en sıradan şeylere yaratıcı zekâ katan bir problem çözme tekniğidir. Tasarım, yeni ürünleri, yeni hizmetleri ve yeni iş yapma biçimlerini hayatımıza sokarak yepyeni bir değer yaratır. Yeterince iyi çalışmayan, zevk vermeyen, anlam içermeyen ya da zorluk çıkaran her şey yeniden tasarlanarak bambaşka bir forma, işleve, yarara, anlama kavuşturulabilir.
New York Modern Sanat Müzesi küratörü Paola Antonelli, “İyi tasarım, teknolojiyi, psikolojiyi ve estetiği birleştirerek insan ihtiyaçlarını çözen bir Rönesans tavrıdır.” der. Hangi alanda çalışırsanız çalışın, işe tasarım odaklı bir bakış açısıyla yaklaşmak, insanları anlama, her şeye sihirli bir işlevsellik kazandırma ve dünyadan daha fazla zevk alma yollarını açar. 90’lı yıllarda yenilikçilik ve inovasyondan bahsederken aslında temelde teknolojinin kendisinden bahsediyorduk. Bugün inovasyondan bahsederken gerçekte kastettiğimiz “tasarım odaklı bir düşünce” yani “insan-odaklı bir anlayıştır”. Tom Kelley tasarımın, teknoloji, doğa, sanat ve kullanıcı arasındaki bağlantıyı kurduğunu söyler. Bugün geldiğimiz noktada tasarımı, sadece bir AR&GE işi olarak görmekten vazgeçip bir şirketin en üstten en alta kadar her kademesinde, her gün tekrarlanan bir iş yapma biçimi olarak görmemiz gerekiyor. Bunun için de yaratıcı düşünceyi bir grubun tekelinden çıkarıp şirketin ve işin her alanına taşıyabilmemiz gerekiyor. Bireyler için de şirketler için de tasarım odaklı düşünmek demek, “işleri başka bir gözle görerek sonuçları değiştirecek adımları atma” yöntemidir. Tasarım odaklı düşünmek yeni bir bakış açısı getirmek, yeni bir uygulama geliştirmektir; var olanla tatmin olmamak, sürekli “neden” ve “neden olmasın” diye sormak üzerine kurulu bir süreçtir. Merkezinde “insan” olan bir düşünce yapısıdır. Tom Kelley, tasarımı, “insan davranışları üzerine kurulu, sosyo-kültürel bağlamda hareket eden, empatik çözümler bulan” bir disiplin olarak tarif eder. Tasarım odaklı düşünerek sadece insanların seveceği, bağlanacağı ürünler, hizmetler ve deneyimler yaratmak ya da çalışanların daha motive, daha üretken olacağı iş ortamları geliştirmekle kalmayız; aynı zamanda mevcut yöntemleri daha da geliştirebileceğimiz, karışık süreçleri daha basit, uygulanabilir kılacağımız yeni yaklaşımlar da geliştirmiş oluruz. Tasarım odaklı düşünmeye başladığımızda, IDEO Yaratıcı Direktörü Paul Bennett’in de söylediği gibi, aslında köklü değişiklikler yapmadan da çoğu zaman son derece basit değişiklikleri yakalayarak ciddi anlamda fark yaratacak çözümler de bulabiliriz. Zaten ihtiyaçlara, sorunlara, işlere, süreçlere bir tasarımcı gibi yaklaştığımızda gözümüzün önünde duran, en basit olanı "farklı" bir işlevsellikle görme yeteneğimiz de devreye girer. Bu aslında doğal hayatımız içinde hep yaptığımız bir şeydir. Paul Bennett aslında hepimizin, kendi alanlarımızda kendi tasarladığımız çözümler ürettiğimizi söyler. Bir kadının köpeğini süpermarketin önündeki direğe bağlaması "gündelik tasarım" örneklerinden biridir. Şirketlerin yapması gereken her insanın içinde olan bu doğal ve içgüdüsel yeteneği bir iş yapma kültürü haline getirmektir. Seth Godin, kendi blogunda, “Neden?” yeterince sorulmayan en önemli sorudur.” der. Neden işleri böyle yapıyoruz, neden bu sistem böyle çalışıyor, neden hedefimiz bu, neden strateji olarak bunu belirledik, neden kabul etmeyelim, neden fikrimizi değiştirmeyelim, neden bu işleri, bu şekilde yapıyoruz, neden olmasın… diye sormaya ve sorgulamaya başladığımızda aslında her şeyi yeniden tasarlamaya başlarız. Yalnız işte değil yaşamla ilgili her konuda, her şeyi “neden” diye sorgulamadıkça yeni bir yol bulmak da mümkün olmaz. Ama bunun tam tersi eğer hayata, sorunlara, işlere, problemlere tasarım odaklı bir düşünce yöntemiyle yaklaşırsak, bildiğimiz düşünce kalıplarını esnetip ötesine geçmeyi amaçlayan bir düşünce tarzı da kendiliğinden ortaya çıkar. Tom Kelley ve IDEO şirketi tarafından geliştirilen tasarım odaklı düşünme yönteminin dört adımı vardır ve bu adımlar hemen herkes ve her şirktet için kolaylıkla kullanılabilir. 1-Bu yöntemin ilk adımı “empati” kurmaktır. İşin öğrenme aşamasında dinlemek, insanların o ürünü kullanırken o işi yaparken, o süreçten geçerken doğal olarak neler yaptıklarını inceleme, neden öyle yaptıklarını anlama aşamasıdır. 2-Ardından tespit edilen bulgular ve tanımlanan sorunlar paralelinde yaratıcı bir gözle farklı şeyleri bir araya getiren basit bir “prototip çıkarma” yani somutlaşmış bir ürün, bir süreç ya da bir sistem özelinde beyin fırtınaları gerçekleştirme aşaması gelir. Prototip, bütün fikirlerin birleştirilmesine ve inceltilmesine yarar. 3- Prototipi “hayatın içinde kullanıma” ve geliştirme işin bir sonraki adımıdır. 4- En sonra da öğrenme, yaratma, tasarlama, uygulama sürecini kalıcı bir yetkinliğe dönüştürmek için “sistemleştirme” adımı gelir. Bu 4 adımlık süreç, aslında her alanda “insan odaklı” tasarımlar geliştirmenin adımlarıdır. İçinde yaşadığımız bolluk döneminin son derece acımasız rekabetiyle baş etmenin en önemli yolunun tasarım odaklı iş yapma biçimini şirketlerin gündemine sokmak olduğuna inanıyorum. Şirketlerin rekabet avantajı ve sürdürülebilir büyüme yakalayabilmeleri için tasarım odaklı iş yapmayı bir kurum kültürü haline getirmeleri gerektiğine inanıyorum. www.temelaksoy.com adresli blog üzerinden derlenmiştir.

Nov 16, 2012

Rick Owens Shares His Ten Favorite Things

"Emptiness, I need a lot of space." Do you know Rick Owens' ten favourite things?! (Here's your clue > http://bit.ly/ZR2eAD)

Nov 12, 2012

"I think your imagination is your reality" - Diana Vreeland

Diana Vreeland: The Eye Has to Travel Diana Vreeland, modanın sınırlarını zorlayan bir ikon. Kariyerine Harper’s Bazaar’da moda editörü olarak başlayan Vreeland, daha sonra New York’ta bulunan Vogue dergisinde şef editör oldu. 1989 yılında aramızdan ayrılan Diana, hayatını konu alan bir belgesel film ile beyazperdeye konuk oluyor. Filmin yönetmeni Lisa Immordino, Diana Vreeland isminin moda dünyasında özel bir yeri olduğunu söylüyor: “Moda dünyasında ayrı bir yere sahipti. Aslında onun referans noktası da burasıdır. Çünkü moda dünyasında orijinaldi, vizyonerdi. Moda editörlüğü onunla birlikte başlamıştır. Bu kelime, onun yirmi altı yıllık Harper’s Bazaar tecrübesinden sonra icat edildi.” Filmin yönetmeni Lisa Immordino, film için 60 kişiyle mülakat yaptı. Bunlardan 43’ü son versiyon için kullanıldı. Lisa, görüşmeler boyunca duygusal anların yaşandığını belirtiyor: “Frecky ve Tim ile, iki oğluyla beraber görüşmeler yaptım. Daha ikinci günün sonunda duygusal anlar yaşamaya başladılar. Belki onu bir anne olarak anlatmadık ama her nasılsa birçok insan görüşmeler esnasında duygusal anlar yaşadı. Birçok insanın hayatında önemli bir yere sahipti.” Geçtiğimiz sene Venedik, Telluride ve Toronto film festivallerinde gösterimi yapılan Diana Vreeland: The Eye Has to Travel İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 21 Eylül’de gösterime girdi. Fransa ve Hollanda’da ise Ekim ayının başından itibaren gösterime girecek. www.euronews.com adresli site üzerinden derlenmiştir.

Oct 20, 2012

Musibet Sergisinde Giysi Takası - Clothes Swapping

Hasan Cenk Dereli, Nazlı Ödevci ve Fulya Tekin, “Giysi Takası” isimli projelerinde bizzat geçicilik, yenilik ve trend oluşturmak üzerine kurulu olan ve modadan mimarlığa gündelik alışkanlıklarımızı, yaşam biçimlerimizi ve tasarım tercihlerimizi etkileyen güncel tüketim kültürünü sorguluyorlar. Mimarlığın, tüketim kültürünün önemli ajanlarından biri haline geldiği günümüzde, yapıların ya da kent parçalarının tedavülden kaldırılıp yerine yenilerinin yapıldığı spekülatif emlak üretimine alternatif olarak, halihazır yapı stoğunun yeni kullanım potansiyellerinin değerlendirildiği bir sürdürülebilirlik anlayışını tartışmaya açıyorlar. İlk takas 21 Ekim 2012, Pazar günü İstanbul Modern’de gerçekleşecek.
Takas Kuralları: 1.Takasa maksimum 5 parça getirilip, takastan 5 parça alınabilir. 2. Yıpranmış, yırtık, sökük, kokan, kirli, delik eski durumdaki giysiler kabul edilmez. Takas çalışanları giysileri kontrol ederek alacaktır. 3. Takasa kabul edilenler: Elbise, mont, bere, atkı, eldiven, ayakkabı, çanta, fular, ceket, t-shirt, şapka, kravat, pantolon, gömlek, şort, etek, kazak, yelek, tayt, kemer. Takasa kabul EDİLMEYENLER: kilot, sütyen, boxer, bikini, mayo, çorap, saat ve aksesuar. 4. Biletler bir takasa özeldir, diğer takaslarda kullanılamaz. 5. Her ürün içeriğinden bağımsız başka bir ürünle değiştirilebilir. Bir kot pantolon, bir yelekle; tasarım bir elbise, bir ayakkabı ile takas edilebilir. 6. Takasa verilen ürünlerin hepsinin t-shirt olmamasına özen gösterelim. 7. Takasa verdiğiniz giysi, artık sizin değildir. Takas Programı: 1. Giysileriniz 21 Ekim 2012 Pazar sabahı saat 10.00 – 13.00 arasında, Musibet sergisindeki Giysi Takası odasında alınır. Saat 13.00-14.00 arası giysi alınmaz. Takas saat 14.00′te başlar, 17.00′de biter. 2. Pazar günleri 10.00-14.00 arası giysi takası odası ziyaretçilere kapalı olacaktır. 3. Görevliler getirilen ürünleri kontrol edecektir. İyi Takaslar! (iksv) Katılacaklara not: Takasın başlayacağı saatten biraz önce takas odası kapısı önünde olmazsanız, çok kısa süre içinde yoğun kalabalıktan dolayı size nelerin kalmayacağını hüzünlü bir şekilde deneyimleyebilirsiniz =) Mutlaka, 14.oo'te orda bulunup, başından itibaren bu heyecana ortak olun! Giysi Takası etkinliklerini facebook üzrinden de takip edebilirsiniz; facebook.com/giysitakasi